Kız·Farsça
Yukarı, yüksek; çıkış, yokuş.
11.537 isim; anlamı, kökeni ve resmî popülerlik verisiyle. Filtreleri birleştir, beğendiklerini kalbe dokunarak kısa listene al.
11.537 isim bulundu
Kız·Farsça
Yukarı, yüksek; çıkış, yokuş.
Kız·Farsça
Cennet, cennet bahçesi.
Erkek·Farsça
Cennete ait olan; Şehname'yi yazan ünlü İran şairi.
Kız·Arapça
Sevgiliden ve dostlardan ayrı düşme, ayrılık.
Erkek·Farsça
Uğurlu, sevinçli ve mutlu; talihli, bahtı açık.
Kız·Farsça
Füruzan isminin farklı bir biçimi. Füruzan: Parlayıcı, parlayan, parlak.
Kız·Arapça
Değerli bir süs taşı olan açık mavi renkli taş.
Erkek·Arapça
Geniş bir akarsu; üzerinden geçilmeye elverişli, geçit veren; Türkiye ve Suriye'nin doğusunu sulayıp Irak'tan geçen, Dicle ile birleşerek Basra Körfezi'ne dökülen büyük ırmak.
Erkek·Arapça
Fırat ve Can isimlerinin birleşimi. Fırat: Geniş bir akarsu. Can: Varlığın hayatı, yaşamı anlamında, can, gönül, hayat, ruh, yaşayış.
Erkek·Türkçe
Fırat ve Efe isimlerinin birleşimi. Fırat: Geniş bir akarsu. Efe: Efe, yiğit.
Erkek·Türkçe
Fırat ve Yılmaz isimlerinin birleşimi. Fırat: Geniş bir akarsu. Yılmaz: Yılmayan, pes etmeyen.
Kız·Arapça
Kolay anlayıp kavrama yeteneği, zihin açıklığı, zekâ.
Erkek·Arapça
Erkek ad, Fuat
Erkek·Arapça
Gönül, yürek, düşünce
Kız·Farsça
Figen isminin farklı bir biçimi. Figen: Yaralayan, kıran, düşüren.
Kız·Arapça
Boyu üç metreye ulaşabilen, iri beyaz ve kokulu çiçekler açan ağaççık ve bu ağaççığın çiçeği.
Kız·İtalyanca
Nergisgillerden, güzel renkli ve kokulu çiçek açan bitki; bu bitkinin çiçeği.
Kız·Rumca
Çorak ve kurak topraklarda biten çalımsı ağaççık.
Erkek·Arapça
Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayıran her şey; Kur'an-ı Kerim.
Erkek·Türkçe
Furkan ve Efe isimlerinin birleşimi. Furkan: Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayıran her şey. Efe: Efe, yiğit.
Kız·Farsça
Parlayıcı, parlayan, parlak.
Kız·Farsça
Yakan, yanıcı; aydınlatan, parlatan.
Kız·Farsça
Sihir, büyü.
Kız·Farsça
Büyüleyici; sihirbaz, büyücü.
Erkek·Arapça
Yiğitlik, mertlik; temiz soyluluk; cömertlik.
Erkek·Arapça
Yersiz, gereksiz, lüzumsuz, boşboğaz lüzumsuz işlerle uğraşan, yetkisi olmadığı halde başkası namına tasarrufta bulunan
Erkek·Arapça
Suçları çokça bağışlayan; Allah'a ait sıfatlardan biri.
Erkek·Arapça
Bağışlayan, merhamet eden.
Erkek·Arapça
Merhametli ve bağışlayıcı olan; Allah'ın adlarından biri.
Kız·Arapça
Yenen, üstün gelen, öne çıkan.
Erkek·Arapça
Üstün gelen, yenen.
Kız·Arapça
Yandan süzülerek bakış; yanakta ya da çenede oluşan çukurluk.
Erkek·Arapça
Varlıklı, zengin; bol olan; Allah'ın adlarından biri.
Kız·Arapça
Ganimet alan.
Kız·Arapça
Düşmandan ele geçirilen mal; umulmadık kazanç ya da fırsat.
Kız·Arapça
Varlıklı, zengin; pek hoş; şarkı söyleyen kadın.
Kız·Arapça
Görülmemiş, tuhaf, şaşılacak.
Erkek·Arapça
Yabancı; zavallı, kimsesiz; tuhaf, şaşırtıcı; hüzünlendiren, dokunaklı.
Erkek·Arapça
Yardıma ve desteğe ait; derinlere dalan kişi.
Kız·Arapça
Amaç, erek, hedef.
Erkek·Arapça
Çaba, çalışma; esirgeyip koruma ve kayırma duygusu.
Erkek·Arapça
Çok çalışkan, gayretli.
Unisex·Arapça
Ceylan.
Kız·Arapça
Dişi geyik.
Erkek·Arapça
Büyük aslan; kuvvetli, yürekli ve yiğit adam.
Unisex·Arapça
Divan edebiyatında bir nazım biçimi; Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sesle yapılan taksim; sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı.
Erkek·Arapça
Düşmana karşı savaşmış kişi; savaştan zaferle ve sağ dönen kişi.
Erkek·Türkçe
Yıkık yer, büyük çentik; dağdaki geçit; zor durum, güçlük; tepe, yüksek yer; tanınmış hak, ayrıcalık; vazife, görev.
Sıra ve değişim bilgisi yalnızca TÜİK’in 2025 için yayımladığı listelerdeki isimler için gösterilir; “Yükselişte” sıralaması yalnızca resmî sıra değişimi bilinen isimleri öne alır.