Füsun, Farsça efsun sözcüğünün bir başka yazımıdır ve “büyü, sihir” demektir; Nişanyan Sözlük kelimeyi bu ilişkiyle kaydeder. Kubbealtı Lugatı efsun ile füsun'u aynı maddede verir. İlk anlam büyü ve tılsımdır; Kâtip Çelebi'den aktarılan bir cümlede dualar ve efsunlarla cinlere hükmetmeyi anlatan bir bilgiden söz edilir. İkinci anlam mecazdır: insanı kendinden geçirecek kadar güçlü bir etki, çekicilik. Yahya Kemal'in bir dizesinde sevmekteki efsun her nefeste duyulur. Nişanyan Adlar da adın karşılığını “büyü, büyülenme” diye verir.
Aynı kökten füsunkâr “büyüleyici, çekici” anlamındadır; Kubbealtı onu Mehmet Rauf'tan bir cümleyle örnekler. Ad, sözcüğün bu mecazi yanını, insanı etkileyen çekiciliği taşır. Füsun'un ilk hecesi ince, ikincisi kalın ünlülüdür; bu yapı soyadıyla birleşirken akıcı bir geçiş sağlar.
