Hare, ipek kumaşın, suyun ya da camın yüzeyinde dalga dalga görünen parlak çizgilerin adıdır. Nişanyan Sözlük sözcüğü Farsça χārā'ya götürür; bu sözcük hem mermeri hem de mermer gibi dalgalı desenli ipek kumaşı anlatır. Sözlüğe göre Türkçede önce kumaşın adı olan hare, zamanla o kumaşın üstündeki dalgalı desenin adı olmuştur. Nişanyan Adlar da adın karşılığını “dalgalı ipek kumaş” diye verir.
Kubbealtı Lugatı hareyi meneviş sözcüğüyle birlikte tanımlar ve edebiyattan örnekler sıralar: Reşat Nuri Güntekin'de sönmek üzere olan bir mumun ışığı tavanda bulanık harelerle titrer, Tanpınar'da suya atılan taşın açtığı halkalar gibi genişleyen hareler anlatılır. Aynı sözlüğe göre Farsça hârâ çok sert taş anlamına da gelir; Divan şiirindeki seng-i hârâ tamlaması buradandır. Ünlüyle biten ad, ek alırken Hare'yi, Hare'ye biçiminde söylenir.
