Cana, Farsçada “hayat, ruh” anlamına gelen can sözcüğüne seslenme bildiren -â ekinin eklenmesiyle oluşur ve “ey can, ey sevgili” demektir. Nişanyan Adlar, can sözcüğünün Türkçede uzun zamandır sevgi ve dostluk hitabı olarak kullanıldığını, özellikle Bektaşi geleneğinde hem lakap hem seslenme biçimi olduğunu anlatır. Can'ın kişi adı olarak kullanımı 20. yüzyılın başlarına uzanır.
Divan şiirindeki “cânâ” hitabını andıran ad, uzun â ile söylendiğinde bu çağrışımı daha açık taşır; kayıtta ise düz Cana biçimiyle yazılır. Dört harf ve iki açık heceden oluştuğu için hem uzun hem kısa soyadlarıyla rahat söylenir. Benzer isimler arasındaki Ayna, Ziba ve Seza da aynı biçimde iki heceli, ünlüyle biten adlardır.
