Fahir, Arapça fahr “övünmek” kökünden gelen fâhir sözcüğüdür. Kubbealtı Lugatı sözcüğe iki yönlü bir anlam verir: övünen, iftihar eden kişi; bir de iftihar edilecek nitelikte, ihtişamlı, şaşaalı olan. Leskofçalı Gâlib'in bir beytinde şair kendi sözünün inceliğiyle övünür; Tevfik Fikret'in dizesinde ise günlerin “fâhir ü gülgûn”, yani parlak ve gül renkli geçmesi dilenir. Nişanyan Adlar da bu ikiliği korur ve adın karşılığını hem “övünen” hem “övülen” diye verir.
Benzer isimler arasındaki Fakir ile tek harfte ayrılır, ama iki sözcüğün anlamı neredeyse zıttır: Kubbealtı'na göre fakîr yoksul ve muhtaç demektir. Bu yüzden yazımda ve söyleyişte h'nin belirgin olması önemlidir. Aynı sözlüğe göre dişil biçim Fâhire kadın adı olarak da kullanılır. Kalın ünlülü, r ile biten iki heceli ad, kısa soyadlarıyla dengeli durur.
