Hazin, Arapça ḥuzn “gamlı olmak” kökünden gelir ve “hüzünlü, kederli” demektir; gündelik dildeki hüzün sözcüğü de aynı köktendir. Kubbealtı Lugatı iki anlam ayırır: hüzünlü, gamlı olan kişi ya da durum; bir de hüzün veren, acıklı olan. Nâmık Kemal'in “Ben hazin hazin ağlıyordum” cümlesi ilk anlamın, Hâlit Fahri Ozansoy'un hazin bir akşamı anlatan dizesi ikincisinin örneğidir. Orhan Seyfi Orhon ise uzaktan duyulan kuş seslerinin hazin ahengini anlatır. Nişanyan Adlar ise adı tek sözcükle “melankolik” diye açıklar.
Ad yazımda, Kubbealtı'da ayrı bir madde olan hâzin sözcüğüne benzer; ama hâzin hazine bekçisi, sır saklayan kişi anlamındadır ve Arapçada başka harflerle yazılır. Bu sözcükte uzun olan ilk hece, Hazin'de ise ikinci hecedir. Kız adı olarak kayıtlı Hazin, anlamı gereği hüzünlü bir çağrışım taşır; bunu bilerek seçmek yararlı olur.
