Hâlet, Arapça ḥālet sözcüğüdür ve “hâl, durum, nitelik” anlamına gelir. Kubbealtı Lugatı sözcüğü bu karşılıklarla verir; örnekleri arasında Kâtip Çelebi'nin güneş doğarken şaşılacak bir hâlin görüldüğünü anlatan cümlesi ve Yahya Kemal'in “Cihan ve ben değiliz artık eski hâlette” dizesi vardır. Abdülhak Hâmit'in bir beytinde ise bu hâletin kadınlığa tabuta dek eşlik ettiği söylenir. Nişanyan Adlar'da حالت yazımıyla geçen adın karşılığı “insanın hâli”dir.
Sözcük hâletiruhiye tamlamasında da yaşar; Kubbealtı bunu bir kişinin düşünce ve davranışlarına yön veren iç durum diye açıklar. Hâlet-i gaşy kendinden geçme, hâlet-i nez' ise can çekişme anlamındadır. Hem kız hem erkek adı olarak kayıtlı Hâlet'in ilk hecesi uzun okunur: Hâ-let. Hayret, Hürmet ve Heybet de -et ile biten Arapça kökenli adlardır.
