Halef, Arapça ḫalef sözcüğüdür ve bir başkasının yerine sonradan geçen kişiyi anlatır; Kubbealtı Lugatı karşıtının selef olduğunu belirtir. Sözlükteki örneklerden birinde Yahya Kemal, Orhan Gazi'nin oğlu ve halefi Murad Hüdavendigâr devrinde Rumeli'nin fethinin başladığını yazar. Sözcüğün ikinci anlamı evlat, soydur; hayrü'l-halef “hayırlı evlat” demektir. Halef selef olmak deyimi ise bir görevde birinin ötekinin yerini almasını anlatır.
Nişanyan Adlar adın karşılığını “ardıl, izleyici” diye verir ve Halef'i sahabe adları arasında gösterir. Ad bu yüzden hem bir soyun devamı hem de bir görevin sürdürücüsü anlamını birlikte taşır. Aynı kökten halefiyet, birinin yerine geçme durumudur. F ile biten Halef ek alırken değişmez: Halef'i, Halef'e. Eşref ile aynı -ef sonunu paylaşır.
