Handan, Farsça ḫandîden “gülmek” fiilinden türemiş bir sıfattır ve Kubbealtı Lugatı'nda gülen, şen, neşeli diye açıklanır. Nişanyan Adlar da adı Farsça kabul eder ve “gülümseyen” diye çevirir. Sözlük, sözcüğün eski metinlerdeki kullanımını iki deyimle gösterir: handan eylemek güldürmek, sevindirmek; handan olmak ise yüzü gülmek, sevinmek demektir. Aynı fiilden gelen hande gülme, gülüş anlamında bir isimdir ve Tevfik Fikret ile Reşat Nuri'den örneklerle verilir.
Handan ile Hande böylece aynı kökten iki ayrı ad oluşturur: biri sıfat, öbürü isimdir. Kubbealtı'da handan-rû birleşiği de güler yüzlü, güleç kişiyi anlatır. İlk hecesi Türkçedeki han sözcüğüne benzese de bu öğeyle bir ilgisi yoktur; ad bütünüyle Farsça bir sıfattır ve iki hecede, a ünlüleriyle kalın bir söyleyiş taşır.
