Gülsim, gül ile sîm sözcüklerinden oluşmuş görünür. Kubbealtı Lugatı Farsça sîm'i gümüş diye açıklar ve sözcüğün Yunancadan geldiğini belirtir; gümüşe benzeyen sırma, işlemelerde kullanılan madeni telle sarılmış iplik ve “gümüşten yapılmış” sıfatı da maddenin anlamları arasındadır. Gül sözcüğü Nişanyan Sözlük'te Farsça gul'e bağlanır. Bu iki öğeyle adın olası anlamı “gümüş beyazı gül” ya da “gümüş gibi parlayan gül”dür; ad sözlüklerde ayrıca yer almadığı için çözümleme kesin değildir.
Gülsim kulağa Gülsüm'e yakın gelir, ancak ikisinin kökeni ayrıdır: Gülsüm, Peygamber'in kızı Ümmügülsüm'ün adından kısalmıştır. Aynı sîm sözcüğü Kubbealtı'da sîmâb birleşiğinde de görülür; gümüş ve su sözcüklerinden kurulan bu ad cıvayı anlatır. Gülsim'in iki hecesi ince ünlülüdür ve ad kısa soyadlarıyla rahat söylenir.
