Güfte, Farsça guften “söylemek” fiilinden gelir ve kelime anlamıyla “söylenmiş” demektir. Kubbealtı Lugatı sözcüğü bir musiki eserinin sözleri diye tanımlar. Örnekleri arasında Ahmet Rasim'in hüzzamdan bestelenmiş bir ilahinin güftesini aktardığı cümle ve Tanpınar'ın, Bursalı İsmail Hakkı'nın bir Celvetî nefesini hem güftesi hem bestesiyle unutulmaması gereken eserlerden saydığı cümle vardır. Hüseyin Sîret'in bir dizesinde ise ezgisiz kalmış güftelerden söz edilir. Nişanyan Adlar'da adın anlamı “söz, özellikle şarkı sözü” diye geçer.
Musikide güfte ile beste birbirini tamamlar: biri sözü, öbürü ezgiyi anlatır. Kubbealtı'da aynı sözcükle ilişkilendirilen güftekârî, üzerine yazı işlenmiş kap kacak ve vazo gibi sanat eserlerinin adıdır. İki ince heceden oluşan Güfte, ses olarak Deste ile aynı kalıptadır.
