Fatin, Arapça fıtnat ya da fetânet “anlamak, bilmek” kökünden gelen bir sıfattır. Kubbealtı Lugatı fatin'i zihni açık, çabuk kavrayan, zeki kişi diye tanımlar ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu'ndan bir halifenin nitelikleri sayılırken “fatin, mütefennin, cesur” denen bir cümle aktarır. Sözlük, dişil biçimin fatîne olduğunu ve nisvân-ı fatîne, yani zeki kadınlar gibi tamlamalarda geçtiğini de gösterir. Nişanyan Adlar adın karşılığını “zeki, kavrayışlı” diye verir ve فَطِن yazımını gösterir.
Sözcük eski metinlerde zekî ile yan yana kullanılır; Kubbealtı'nın fazl maddesindeki bir örnekte Erzincanlı bir vezir zekî, fatin ve zarif diye anlatılır. Ad bu yüzden aklın çabukluğunu öne çıkarır. Kalın ünlülü iki heceli Fatin, Fatih ile tek harfte ayrıldığından yazımda dikkat gerekir. Sondaki n, ünlüyle başlayan soyadlarına yumuşak bir geçiş sağlar.
