Huzur, Arapça ḥuḍūr sözcüğünden gelir ve bugünkü anlamı ilk anlamından biraz farklıdır. Nişanyan Sözlük'e göre sözcük önce “hazır olma, şimdi ve burada bulunma” demektir; ikinci anlamı yerleşik olma, göçebe olmamadır; “dinginlik, asayiş” anlamı ise bunların ardından gelir. Kök fiil de “hazır idi, durdu” anlamındadır. Türkçedeki ilk tanık, 1377'den önceye tarihlenen bir Yusuf kıssası çevirisidir. Nişanyan Adlar'da adın karşılığı “barış, dinginlik”tir.
Kubbealtı Lugatı bu iki çizgiyi birlikte gösterir: huzur hem iç rahatlığıdır hem de önemli bir kişinin bulunduğu yer, katı; mahkeme huzurunda sözü bu ikinci anlamdandır. Yahya Kemal'in ovanın ufkunda huzur duyulduğunu söyleyen dizesi ilk anlamın örneğidir. Osmanlı sarayında ramazanda padişahın önünde verilen derslere huzur dersleri denirdi. Hem kız hem erkek adı olarak kayıtlıdır.
