Hicabi, Arapça ḥicāb sözcüğüne nispet eki -î getirilerek kurulmuş bir addır; Nişanyan Adlar “hayâlı, edepli” diye çevirir. Kubbealtı Lugatı hicap için ilk anlam olarak utanma, sıkılma, mahcubiyeti verir; ikinci anlamı perde, örtü ve engeldir. Tasavvufta hicap, gönülde Hakk'ın tecellisini görmeye engel olan her şeydir; sözlük bunu Yunus Emre'nin benliğinden geçip gözünün perdesini açtığını anlatan dizesiyle örnekler. Adın anlamı bu yüzden hayâ sahibi, utangaç kişi yönündedir.
Kubbealtı'da hicaplı sözcüğü utangaç, mahcup, edepli diye açıklanır; Hicabi aynı anlamın Arapça ekle kurulmuş karşılığıdır. Sözlükteki hicâbet ise Kâbe perdedarlığı gibi görevleri anlatan ayrı bir sözcüktür. Son hece Hicabî diye şapkalı yazılarak uzun okunduğu gösterilebilir. Hayati ve Hayalî de aynı ekle biten adlardır.
