Bekâm, Farsça be- ekiyle kâm “istek, arzu” sözcüğünün birleşmesinden oluşur. Kubbealtı Lugatı sözcüğü “isteğine kavuşan, maksadına erişen, mesut” diye açıklar. Osmanlı Türkçesinde bekâm olmak “mutlu ve bahtiyar olmak”, bekâm etmek de birini isteğine kavuşturmak anlamında kullanılmıştır; sözlük bu ikinci kullanım için Ahmed Vefik Paşa'nın bir dua cümlesini örnek verir. Kâm tek başına “arzu, meram, maksat” demektir; kâm almak deyimi umduğuna erişmeyi anlatır. TDK Kişi Adları Sözlüğü'nün “amacına ulaşmış kişi” yorumu bu sözcüğe dayanır.
Yazımdaki şapka, ikinci hecenin uzun okunduğunu gösterir; şapkasız yazıldığında ad Bekam gibi kısa okunabilir. Benam da aynı be- ekiyle kurulmuştur; orada ek nâm “ad” sözcüğüne gelir ve “namlı” anlamı çıkar. Ad ek alırken düz çekimlenir: Bekâm'ı, Bekâm'a.
