Hüner, Farsça hunar “marifet, erdem” sözcüğünden gelir. Nişanyan Sözlük sözcüğün geçmişini Avestaca hunara- biçimine kadar götürür: bu sözcük “erkeklik, erdem” demektir ve hu- “iyi” ile nar- “er, erkek” öğelerinin birleşiminden doğmuştur. Türkçedeki ilk tanığı 1250 dolaylarına tarihlenen Atebetü'l-Hakayık'tır; orada ne kadar hünerli olunsa da bir kusurun bulunabileceği söylenir. Nişanyan Adlar da adı tek sözcükle, “beceri” diye açıklar.
Kubbealtı Lugatı hüneri üç anlamla açıklar: bir işte gösterilen ustalık; bir şeyi iyi bilmekten gelen üstünlük, marifet; ve bilgi isteyen ince sanat. Sâmiha Ayverdi sevmeyi bilmeyi de bir hüner sayar. Hüner göstermek ustalığı ortaya koymak, hüner satmak ise bilgiliymiş gibi görünmektir. Farsçadaki hüner-mend, hünerli kişiyi anlatır. Ermenice hnark “marifet” sözcüğü de aynı Orta Farsça kaynaktan alınmıştır.
