Heves, Arapça hawas sözcüğünden gelir. Nişanyan Sözlük'e göre Arapçadaki ilk anlamlar beklenenden serttir: gelip geçici ruh hâli, fantezi, hatta cinnet; bir de boş şeylerle oyalanma. Sözcük, Arapçada “şaşırdı, aklını yitirdi” anlamındaki bir fiile dayanır. Türkçedeki ilk tanığı 1330 tarihli Garib-nâme'dir ve orada şehvet ile hırsın yanında anılır. Nişanyan Adlar'da ad kayıtlıdır, ama açıklanmaz.
Türkçede anlam yumuşamıştır. Kubbealtı Lugatı hevesi önce istek, arzu, meyil diye; sonra da devamlı olmayan, gelip geçici istek diye tanımlar. Yahya Kemal'in Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle uçmaktan söz eden dizesi ilk anlamın örneğidir. Aynı kökten heveskâr hem istekli kişiyi hem de bir sanatı zevk için yapan amatörü anlatır. Heves, Enfes ile aynı ses kalıbındaki kısa bir kız adıdır.
