Şemse, Arapça şems “güneş” sözcüğünden gelir. Nişanyan Adlar adın karşılığını “güneş” diye verir ve notunda, adın modern dönemde Arap dünyasının en sevilen kadın adlarından biri olduğunu yazar. Kubbealtı Lugatı'nda şemse ayrı bir maddedir ve sanat dilinde özel bir anlam taşır: tezhipte, ciltçilikte ve işlemelerde güneş biçimindeki süsleme motifidir. 1640 tarihli Narh Defteri'nde şemse nakışlı, gümüş varaklı bir sandığın fiyatı kayıtlıdır.
Fâik Reşat'tan aktarılan bir cümlede ciltçinin, şemselerin daha parlak görünmesi için siyah sahtiyan seçtiği anlatılır; Nedim'in bir beytinde ise mahşer güneşi şiir divanının şemsesine benzetilir. Kökteki şems de Kubbealtı'da güneş anlamındadır; şems-i tâbân “parlak güneş” demektir. Ünlüyle biten Şemse, Zehra ve Zühre gibi iki heceli kadın adlarıyla aynı kalıptadır.
